Bilmeyenler için anlatalım, Rio Ferdinand bir futbolcu, epey de iyi bir futbolcu, savunmada oynuyor. Oynadığı yıllarda İngiliz Milli Takımı'nın, Manchester United'ın belkemiği olarak nitelendirebileceğimiz bir oyuncu. Daha iyi anlatabilmek için bizden bir örnek vermek istesek sayacak çok da bir isim gelmiyor insanın aklına... Bülent Korkmaz belki... Mesleğiyle ilgili kazanmadığı kupa, başarı yok gibi... Üzerine on tane adam koşarken defansta gördüğünüzde gol olmaz deyip kafanızı çevirdiğiniz türden bir savunmacı.
Bu belgeselde dağ gibi bu adamın gözyaşlarını izliyorsunuz. Belgeselde konu edilen kazandıkları değil, kaybettiği ve bu kayıpla nasıl başa çıkmaya çalıştığı. Konu renkli hayatı, gittiği bar, o bara kimle girip çıktığı ya da bir sonraki sevgilisi değil. Mutlaka bu konular da bir yerlerde işlenmiştir ama BBC "devlet kanalı" yapması gerekeni de yapmış.
Rio'nun belgesel boyunca göstermiş olduğu samimiyet ve kayıpları olan diğer insanlarla kurmuş olduğu ilişkilerdeki içtenliğini de göz ardı etmemek gerek...
Bugün oynanan Yunanistan maçındaki saygı duruşunun ıslıklanmasının ardından insan düşünmeden edemiyor.
"Ölünün arkasından konuşulmaz"dı bizim kültürde ama ölü bizdense konuşulmazmış meğerse... Bizden değilse ne saygı duyulur, ne saygı durulur... Hatta ıslıklanırmış...
Bir de "ahlaksız" batının saygı duruşuna göz atalım...