6.4.17

Rio

Bilmeyenler için anlatalım, Rio Ferdinand bir futbolcu, epey de iyi bir futbolcu, savunmada oynuyor. Oynadığı yıllarda İngiliz Milli Takımı'nın, Manchester United'ın belkemiği olarak nitelendirebileceğimiz bir oyuncu. Daha iyi anlatabilmek için bizden bir örnek vermek istesek sayacak çok da bir isim gelmiyor insanın aklına... Bülent Korkmaz belki... Mesleğiyle ilgili kazanmadığı kupa, başarı yok gibi... Üzerine on tane adam koşarken defansta gördüğünüzde gol olmaz deyip kafanızı çevirdiğiniz türden bir savunmacı. 

Bu belgeselde dağ gibi bu adamın gözyaşlarını izliyorsunuz. Belgeselde konu edilen kazandıkları değil, kaybettiği ve bu kayıpla nasıl başa çıkmaya çalıştığı. Konu renkli hayatı, gittiği bar, o bara kimle girip çıktığı ya da bir sonraki sevgilisi değil. Mutlaka bu konular da bir yerlerde işlenmiştir ama BBC "devlet kanalı" yapması gerekeni de yapmış.

Rio'nun belgesel boyunca göstermiş olduğu samimiyet ve kayıpları olan diğer insanlarla kurmuş olduğu ilişkilerdeki içtenliğini de göz ardı etmemek gerek...

29.8.16

Eski açık André desene!

Konu hakkında bir kitap bile yazılır aslında ama biz üçlü çektire duralım. 



Bir de bu link var ki bakmadan geçmeyin.

16.6.16

Oy ver

Bağımsızlık referandumunda tam bir birliktelik yakalayamamış olsalar da bu oylamada istedikleri milli ve manevi birliği yakalayacakları kesin... 

Biz de hep böyle kapışabilsek keşke...

15.3.16

Hükmen

Madrid deplasmanına giden PSV taraftarları sayesinde insanlık hükmen mağlup oldu...

12.12.15

İmparatorluğun askerleriyiz

Bizler tribünde kanarya yemiş kartal, kartal öpen aslan, aslan boğazlamış kanarya koreografileriyle uğraşaduralım, Cska tribünleri imparatorluğun askerleriyiz dercesine gündeme dahil olmuşlar.

Her ne kadar daha iyi olabilirdi hissi yaratsa da çabaya ve gidişata puan veriyoruz.

18.11.15

Paris'e saygı dur(ma)

Bugün oynanan Yunanistan maçındaki saygı duruşunun ıslıklanmasının ardından insan düşünmeden edemiyor.

"Ölünün arkasından konuşulmaz"dı bizim kültürde ama ölü bizdense konuşulmazmış meğerse... Bizden değilse ne saygı duyulur, ne saygı durulur... Hatta ıslıklanırmış...

Bir de "ahlaksız" batının saygı duruşuna göz atalım...


3.10.15

Sporun gözyaşları

Zaferlerin ardından sevinç gözyaşları, kimi zaman da kaybedilen ya da hayal kırıklığıyla sonuçlanan bir müsabaka sonrası hüzün gözyaşları olarak karşımıza çıkıyor ama her ikisi de sporun bir parçası olmasından, spora olan inancı, bağlılığı, sahiplenmeyi ortaya koydukları için güzel geliyor insana. Her ikisi de spora olan sevgimizi güçlendiriyor ve bir sonraki müsabakada tribündeki yerimizi tekrar almamız için bizi motive ediyor.

Şimdi bahsi geçecek olan gözyaşları ise az önce bahsettiğim duyguları içermiyor. Bu gözyaşları aslında bir ülke futbolunun son gözyaşları. Her ikisi de marka değerini arttırma çalışmalarından dolayı adı süper olmuş bir ligin henüz 6. haftasında akıtılmış gözyaşları. 

İlki kendisinin de basın toplantısında belirttiği gibi, takımı şampiyon yapmış, şampiyonlar liginde oynatmış, ülke futbolunun 5. büyüğü dedirtmiş ve oynanan maçta 2-0 öndeyken istifaya davet edilen Ertuğrul Sağlam'ın kulübedeki gözyaşları... İkincisi ise Kasımpaşa, Çaykur Rize Spor maçının ardından hakem odasına gider gitmez, verdiği kararları izleyen ve hatalı kararlar verdiğini gören ve hemen orada takımlardan özür dileyip ertesi gün istifa eden Deniz Çoban'ınkiler...

Hatalar olmadan ne kazanan oluyor ne de kaybeden. Mutlu olmak, kazanmak istiyoruz ama hep kazanmak istiyoruz. Mutlu olurken birilerinin sırtına basmaktan çekinmiyoruz, o kişi bize hiç yaşamadığımız anlar yaşatmış olsa bile... Ya da maç öncesi yöneticilerin beyanatlarıyla baskı altına almaya başladığımız ve maç boyunca koro halinde her istediğimizi söylediğimiz insanların doğru karar vermesini bekliyoruz. 

Aslında hiçbir şey hak etmiyoruz. Zaten hiçbir şey elde de edemiyoruz. 

Bu gözyaşları yazının başındaki gözyaşlarının aksine bizi ne motive ediyor ne de spora olan sevgimizi güçlendiriyor. Bu gözyaşları bizi sadece sizin o anlamsız hırslarınızdan, ölmeye gittiğiniz tribünlerden ve sadece size ait olduğunu düşündüğünüz renklerden insanı uzaklaştırıyor.